{"id":594,"date":"2018-12-28T18:38:21","date_gmt":"2018-12-28T18:38:21","guid":{"rendered":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/?p=594"},"modified":"2019-01-01T18:18:28","modified_gmt":"2019-01-01T18:18:28","slug":"savas-cevik-sanat-ve-guzellik","status":"publish","type":"post","link":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/?p=594","title":{"rendered":"Sava\u015f \u00c7EV\u0130K: SANAT  VE  G\u00dcZELL\u0130K"},"content":{"rendered":"<p><span style=\"font-family: 'Eras ITC'; font-size: 24px;\">SANAT VE G\u00dcZELL\u0130K<br \/>\nSAVA\u015e \u00c7EV\u0130K<\/span><\/p>\n<p><strong><br \/>\nP\u0131nar Dergisi, 1977, Say\u0131: 63,\u00a0 s.34-38<\/strong><\/p>\n<p><strong><br \/>\n\u2018Sanat\u2019 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc bizde, hayranl\u0131k ve ilgi \u00e7ekici duygular\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na sebep oluyor. Duygular\u0131m\u0131z az da olsa romantikle\u015fiyor, hayalimiz geni\u015fleyerek, bu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc geni\u015f anlam\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcnmeye koyuluyoruz. \u00c7o\u011fu kez de \u2018sanat\u2019 ile birlikte bir de \u2018g\u00fczellik\u2019 akl\u0131m\u0131za geliyor; ikisini beraber d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyoruz. Belki de \u2018sanat\u2019 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcndeki bizi etkileyen, b\u00fcy\u00fcleyen g\u00fc\u00e7, b\u00fcy\u00fck \u00e7apta; onu g\u00fczellik duygusuyla birlikte d\u00fc\u015f\u00fcnmemizden do\u011fmaktad\u0131r. Ancak belki \u00e7o\u011fu zaman sanat ile g\u00fczelli\u011fi birlikte d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp, birbirleriyle olan ili\u015fkilerini a\u00e7\u0131klayamam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. G\u00fczelli\u011fin; sanat\u0131n i\u00e7inde olan, ondan asla kopmayan, sanatla i\u00e7 i\u00e7e olan bir \u015fey oldu\u011funu kabul ederiz. &#8220;G\u00fczel Sanatlar&#8221; yayg\u0131n terimi de bizdeki bu duyguyu peki\u015ftiriyor. Yani, sanat ve g\u00fczellik \u00f6zde\u015ftirler diyebiliyoruz. \u00d6yleyse &#8220;G\u00fczel Sanatlar&#8221; terimini sadece &#8220;Sanat&#8221; haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcremez miyiz? Sanat, ayn\u0131 zamanda g\u00fczel oldu\u011funa g\u00f6re, ba\u015ftaki \u2018g\u00fczel\u2019 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kald\u0131rarak ondan sadece &#8220;Sanat&#8221; olarak bahsedemez miyiz? Acaba g\u00fczel s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc, sanat\u0131n, g\u00fczel olma \u00f6zelli\u011fini daha da kuvvetlendirmek i\u00e7in mi kullan\u0131l\u0131yor? Bir sanat eseri mutlaka g\u00fczel olmak zorunda m\u0131d\u0131r? Veya, g\u00fczel olan her \u015fey sanat eseri midir? Yoksa sanat eseri, ay m zamanda g\u00fczel de olabiliyor mu? \u00c7o\u011fumuz, g\u00fczelli\u011fin, sanatla ne derece ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131 veya ilgili oldu\u011fu hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015f olabiliriz. \u00d6nce \u2018g\u00fczellik\u2019 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn tan\u0131m\u0131ndan ba\u015flayarak bu sorulara cevap aranmal\u0131. Burada s\u00f6z\u00fc edilecek olan daha \u00e7ok plastik sanatlard\u0131r.<\/strong><\/p>\n<p><strong>G\u00dcZELL\u0130\u011e\u0130N TANIMI<\/strong><\/p>\n<p><strong>G\u00fcnl\u00fck hayat\u0131m\u0131zda s\u0131k s\u0131k kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131z bu kelimeyi, enine boyuna pek ara\u015ft\u0131rma gere\u011fi duymam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Apa\u00e7\u0131k ortadad\u0131r \u00e7\u00fcnk\u00fc. G\u00fczel denince, ne anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bellidir. A\u00e7\u0131klamak bile gereksiz gelebilir. Fakat izah etmek istedi\u011fimizde, ho\u015fa gitmek, haz almak, iyi, do\u011fru, faydal\u0131 gibi kelimeleri kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131zda yetersiz kald\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. \u00c7\u00fcnk\u00fc, bu sayd\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131n hi\u00e7 biri g\u00fczelli\u011fi anlatmam\u0131za yetmez. Hi\u00e7 bir g\u00fczelli\u011fin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, ondan da ayn \u015feylerdir. O zaman bu duyguyu a\u00e7\u0131klaman\u0131n olduk\u00e7a g\u00fc\u00e7 oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/strong><\/p>\n<p><strong>G\u00fczel \u00fczerine d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f ilk filozoflardan ba\u015flayarak baz\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr ve estetik\u00e7ilerin g\u00f6r\u00fc\u015flerini burada k\u0131saca g\u00f6zden ge\u00e7irelim. Hipyas, g\u00fczeli, bazen insan bedeninde ve kanunlarda, bazen bilimlerde ve t\u00fcrl\u00fc u\u011fra\u015f\u0131larda g\u00f6rm\u00fc\u015f ve buna hakikat, iyi ve Tanr\u0131sal kavramlar\u0131yla kar\u0131\u015ft\u0131rarak, biri kendinden. di\u011feri ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131 olmak \u00fczere iki \u00e7e\u015fit g\u00fczel kabul etmi\u015f ve en ger\u00e7ek g\u00fczeli, her t\u00fcrl\u00fc \u0131st\u0131raptan soyunmu\u015f bulunan bir salt hazda bulmu\u015ftur. Sokrat ise g\u00fczeli, amaca uyan veya ama\u00e7 yerini tutan, ya da sevilen \u015fey diye tan\u0131mlam\u0131\u015ft\u0131r. Efl\u00e2tun, faydal\u0131 anlam\u0131nda kabul etmi\u015f oldu\u011fu bu tan\u0131m\u0131 be\u011fenmi\u015f ve son olarak g\u00fczeli, oranlarda, seslerde ve renklerde aram\u0131\u015ft\u0131r. Aristo ise, g\u00fczeli, hem ho\u015f hem de faydal\u0131 olan bir teorik, diye tan\u0131mlam\u0131\u015ft\u0131r. Poetika adl\u0131 eserinde, g\u00fczeli b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve d\u00fczende g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Campanella, g\u00fczeli iyinin, \u00e7irkini de k\u00f6t\u00fcn\u00fcn i\u015fareti saym\u0131\u015f; iyide ise, kuvvet, bilgelik ve a\u015fk gibi \u00fc\u00e7 nitelik g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Kant\u2019a gelince, o amac\u0131nda bir maksat bulunmayan ve amac\u0131, yaln\u0131z kendi yetkinli\u011finden ibaret olan t\u00fcmel bir prensip saym\u0131\u015ft\u0131r. Schelling&#8217;e g\u00f6re g\u00fczellik, sonsuzlu\u011fun sonlu bir bi\u00e7im i\u00e7inde duyumlanmas\u0131d\u0131r. G\u00fczel, kendinden iyi ile hakikati, zorunlulukla \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc kapsar. Hegel; g\u00fczel ile hakikat, birbiriyle hem \u00f6zde\u015f, hem de ayr\u0131d\u0131r; ve g\u00fczel, fikrin duyulur bir surette belirmesinden ibarettir, fikrine inan\u0131rd\u0131. Ona g\u00f6re, fikirle bi\u00e7im, s\u00fcje ile obje birbiriyle tam olarak birlik ve ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131, g\u00fczeli v\u00fccuda getiriyor, Herbart, tinsel hayat\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6steren be\u015f estetik fikrin varl\u0131\u011f\u0131 \u00fczerinde durmu\u015ftur; i\u00e7sel \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, yetkinlik, denkserlik, \u00e2licenapl\u0131k, hak. \u0130\u015fte g\u00fczeli, bu be\u015f estetik fikrin ger\u00e7eklenmesinde bulabiliriz. Mistik filozoflardan Schleiermacher de, g\u00fczelli\u011fi sanat eserinde tip olan\u0131n ifadesi saym\u0131\u015ft\u0131r. Katolik Tanr\u0131bilimcilerden Deutinger g\u00fczelli\u011fi, bilgi, hakikat ve iyiye y\u00f6nelen bir faaliyet diye tan\u0131mlad\u0131\u011f\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fc olma halidir der. XVIII. y\u00fczy\u0131lda Burke, y\u00fcce \u0130le g\u00fczelli\u011fin kaynaklar\u0131n\u0131 aram\u0131\u015f, y\u00fcceyi, nefsi koruma i\u00e7g\u00fcd\u00fcs\u00fcnden \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r. Voltaire&#8217;e g\u00f6re, bir \u015feyin g\u00fczel olabilmesi \u0130\u00e7in insanda hayranl\u0131k ve haz uyand\u0131rmas\u0131 l\u00e2z\u0131md\u0131r. Tolstoy, ise g\u00fczelin nesnel karakterini ink\u00e2r ederek, onun de\u011fi\u015fkenli\u011fini savunmu\u015ftur.<\/strong><\/p>\n<p><strong>Evrimcilere g\u00f6re ise g\u00fczellik \u015fu \u015fekilde a\u00e7\u0131klan\u0131yordu: olduk\u00e7a g\u00fc\u00e7 ve karma\u015f\u0131k bir evrim ser\u00fcvenine tutulmu\u015f olan insan\u0131n hayran d\u00fczeyine g\u00f6re olduk\u00e7a y\u00fcksek bir \u00e7irkinlik y\u00fczdesine sahip olmas\u0131 ola\u011fand\u0131r. F. de Saint-Seine, g\u00fczelli\u011fi i\u015flevsel uyumla estetik uyum aras\u0131ndaki ili\u015fkiyle a\u00e7\u0131klarken ayn\u0131 yolu tutarak: \u201cG\u00fczellik, Evrim&#8217;in, uyumlu bir bi\u00e7imde s\u00fcregiden bireysellik \u00fczerindeki onaylay\u0131c\u0131 imzas\u0131d\u0131r, damgas\u0131d\u0131r\u201d der.<\/strong><\/p>\n<p><strong>Buraya kadar, g\u00fczel hakk\u0131nda \u00e7e\u015fitli g\u00f6r\u00fc\u015fleri g\u00f6zden ge\u00e7irmi\u015f olduk. B\u00fct\u00fcn bunlardan \u00e7\u0131kan sonu\u00e7, g\u00fczelli\u011fin belirli bir ifadesinin, tarifinin olmad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Elbette bir\u00e7ok ortak noktalarda fikir birli\u011fine var\u0131lm\u0131\u015f olmakla beraber, zaman zaman tamamen farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015flere de rastl\u0131yoruz. G\u00fczelli\u011fin, fayday\u0131 da beraberinde getirdi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne kar\u015f\u0131; olduk\u00e7a sert bir \u015fekilde fayda ile g\u00fczelin ayn \u015feyler oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ortaya at\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/strong><\/p>\n<p><strong>G\u00fczelli\u011fin bu kompleks \u00f6zelli\u011fi kar\u015f\u0131s\u0131nda onun kesin tarifini vermek sak\u0131ncal\u0131 ve yetersiz olacakt\u0131r. G\u00fczelli\u011fin, duyular\u0131m\u0131zla alg\u0131lad\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131n aras\u0131ndaki bir uyumla ilgili oldu\u011fu bir ger\u00e7ektir. Maddi bir yap\u0131s\u0131 veya duyusal bir yap\u0131s\u0131 olmas\u0131 \u00e7ok \u00f6nemli de\u011fildir. &#8216;G\u00fczel&#8217; dediklerimiz, bize ho\u015f gelen, b\u00fct\u00fcn duyular\u0131m\u0131z\u0131n da ayn\u0131 uygunlu\u011fu payla\u015fmalar\u0131ndan do\u011fan olumlu ve heyecan verici bir ruhsal kayna\u015fman\u0131n ifadesidir. G\u00fczel kar\u015f\u0131s\u0131nda hemen dalma heyecanlan\u0131r, co\u015far\u0131z. Duygular\u0131m\u0131z hemen hassasla\u015farak ritmik bir hareketlili\u011fe itilirler. Memnun olur, zevk duyar\u0131z. \u0130\u015fte, b\u00fct\u00fcn bu duygular hep g\u00fczelin belirtileridir.<\/strong><\/p>\n<p><strong>G\u00dcZELL\u0130K DUYGUSUNUN DE\u011e\u0130\u015eKENL\u0130\u011e\u0130<\/strong><\/p>\n<p><strong>Ancak, g\u00fczellik duygusunun da ki\u015filere, toplumlara ve zamana g\u00f6re de\u011fi\u015fti\u011fini belirtmeliyiz. Bize g\u00f6re g\u00fczel olan, bir ba\u015fkas\u0131na g\u00f6re pek de g\u00fczel olmayabiliyor. Hatta, \u00e7irkin de olabilir. Ki\u015fisel g\u00f6r\u00fc\u015fler, karakterler ve k\u00fclt\u00fcr seviyelerinin farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131, bu konuda da farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015flerin do\u011fmas\u0131na yol a\u00e7\u0131yor. Toplumlar farkl\u0131la\u015ft\u0131k\u00e7a, g\u00fczellik duygular\u0131 da \u015f\u00fcphesiz farkl\u0131la\u015f\u0131yor. Toplumun k\u00fclt\u00fcr\u00fc, buna ba\u011fl\u0131 olarak de\u011fer yarg\u0131lan, g\u00fczellik duygular\u0131n\u0131n da farkl\u0131 olmas\u0131n\u0131 gerektiriyor. Bir Frans\u0131z\u2019\u0131n \u2018g\u00fczel\u2019 dedi\u011fine, bir Japon veya bir G\u00fcney Afrikal\u0131 pekal\u00e2 \u2018\u00e7irkin\u2019 diyebiliyor. Zira, G\u00fcney Afrikal\u0131n\u0131n ya\u015fay\u0131\u015f bi\u00e7imi ve k\u00fclt\u00fcr\u00fc, Frans\u0131z&#8217;dan olduk\u00e7a farkl\u0131d\u0131r. Bir kere tamamen ayr\u0131 b\u00f6lgelerin insanlar\u0131d\u0131rlar. \u00c7evreleri ve \u0130\u00e7inde bulunduktan \u015fartlar, onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn ruhsal yap\u0131lar\u0131n\u0131 etkiledi\u011fi gibi fizyolojik yap\u0131lar\u0131n\u0131 da etkilemi\u015ftir. B\u00f6yle olunca, g\u00fczellik duygular\u0131nda da farkl\u0131l\u0131klar olacakt\u0131r.<\/strong><\/p>\n<p><strong>Keza, zaman\u0131n da. g\u00fczellik duygular\u0131n\u0131 etkiledi\u011fi ve hatta de\u011fi\u015ftirdi\u011fi bir ger\u00e7ektir. As\u0131rlarca \u00f6nce ya\u015fam\u0131\u015f insan topluluklar\u0131yla, bug\u00fcnk\u00fc toplumlar aras\u0131ndaki zevk ve g\u00fczellik anlay\u0131\u015flar\u0131 \u00e7ok farkl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc, bu anlay\u0131\u015flara, i\u00e7inde bulunulan \u015fartlar olduk\u00e7a etki etmektedir. Pl\u00e2stik maddenin bulunmas\u0131ndan \u00f6nceki y\u0131llarda, insanlar\u0131n ah\u015faptan horlanmalar\u0131 olduk\u00e7a tabii idi. Ama, bug\u00fcn pl\u00e2stik bir \u00e7ama\u015f\u0131r sepeti varken, ah\u015fap bir sepeti kimse be\u011fenmiyor. Teknik geli\u015fmeler. g\u00fczellik duygusunu etkilemektedir. Sanat tarihinde g\u00f6r\u00fclen sanat ak\u0131mlar\u0131 hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, birtak\u0131m zorunluluklar\u0131n sonucudur. Teknik geli\u015fmeler, siyasi de\u011fi\u015fmeler insan zevklerinin de\u011fi\u015fmeleriyle. ortaya yepyeni sanat ak\u0131mlar\u0131n\u0131n \u00e7\u0131kmas\u0131na sebep olmu\u015ftur Gotik Sanat\u0131&#8217;n\u0131n h\u00fck\u00fcm s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc as\u0131rlarda insanlar, bu sanat\u0131n hayranlar\u0131 idiler. Ama, R\u00f6nesans ve Barok ak\u0131mlarla Ampir \u00fcsl\u00fbplar\u0131, \u00f6nceki bu g\u00fczellik prensiplerini al\u0131p g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f. \u0130nsanlar\u0131 yepyeni duygularla bu yeni sanat ak\u0131mlar\u0131na ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131 Nihayet 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n Modern Sanatlar\u0131, tamamen farkl\u0131 g\u00fczellik anlay\u0131\u015f\u0131yla kitleleri etkilemi\u015f, yeni teoriler \u00fczerine kurularak. h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131n\u0131 sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. Bu de\u011fi\u015fmeler, kitlelerin zevklerini ve g\u00fczellik duygular\u0131n\u0131 etkilemi\u015f, zaman zaman da kitlelerin g\u00fczellik duygusunun de\u011fi\u015fikli\u011fi, sanat ak\u0131mlar\u0131na y\u00f6n vermi\u015ftir. B\u00f6ylece tarih ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7erisinde, birbirinden farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler, birbirlerini etkilemi\u015flerdir. Bug\u00fcn art\u0131k XV. Lui stili sa\u00e7 modas\u0131, veya XVIII. y\u00fczy\u0131l \u0130ngiliz giyim tarz\u0131ndan eser kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Bundan bir s\u00fcre sonra da bug\u00fcnk\u00fc zevklerin de\u011fi\u015fece\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. Zira zaman, insan fikrinin geli\u015fmesine, bu da zevklerin de\u011fi\u015fmesine sebep olmaktad\u0131r.<\/strong><\/p>\n<p><strong>Ayr\u0131ca, g\u00fczellik duygusunun de\u011fi\u015fmesinde. yan tesirlerin de rol\u00fc vard\u0131r. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde \u2018Moda\u2019 giderek etkinli\u011fini art\u0131rmaktad\u0131r. Moda b\u00fcy\u00fck \u00e7apta, sanayi ve ticaret d\u00fcnyas\u0131 ile ilgili bulunmaktad\u0131r, insanlar\u0131n bu sahalardaki g\u00fczeli se\u00e7me duygular\u0131 da modan\u0131n paraleline itilmektedir. Bir m\u00fcddet \u00f6nce moda olan ve bize olduk\u00e7a g\u00fczel g\u00f6r\u00fcnen dar yakal\u0131 ve y\u0131rtma\u00e7l\u0131 ceketler, bug\u00fcn art\u0131k olduk\u00e7a g\u00fcl\u00fcn\u00e7 g\u00f6r\u00fcnmektedir. Bu duygular\u0131n belirli prensiplere g\u00f6re de\u011fil, d\u0131\u015f etkenlere g\u00f6re \u015fekil ald\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f oluyor.<\/strong><\/p>\n<p><strong>B\u00fcy\u00fck siyasi de\u011fi\u015fikliklerin de kitlelerin de\u011fer yarg\u0131lar\u0131nda do\u011fal veya zorunlu etkiler yapt\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7ektir. Zamanla yerle\u015ftirilen g\u00fczellik duygusu .art\u0131k kitlenin ortak duygusu haline geliyor. B\u00f6ylece insan zevkleriyle ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131 olan g\u00fczellik duygusunun da olduk\u00e7a de\u011fi\u015fken \u00f6zelli\u011fi belirlenmi\u015f oluyor.<\/strong><\/p>\n<p><strong>SANAT ESER\u0130 \u0130LE MUTLAK G\u00dcZELL\u0130K ARASINDAK\u0130 \u0130L\u0130\u015eK\u0130<\/strong><\/p>\n<p><strong>G\u00fczellik duygusunun de\u011fi\u015fken karakterini belirledikten sonra, sanat eseri ile ili\u015fkisine ge\u00e7ebiliriz Daha \u00f6nce de s\u00f6yledi\u011fimiz gibi, sanat eserine mutlak bir g\u00fczellik \u00f6rne\u011fi olarak bakma al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131na sahibiz. Her sanat eserinde mutlaka bir g\u00fczellik, bir harikuladelik veya bir ilgin\u00e7 y\u00f6n arar\u0131z. Ama. g\u00fczelli\u011fi tam anlam\u0131yla tarif edemeyiz. Asl\u0131nda, bu sanat eserini, s\u0131radan bir nesneden ayn tutma \u00f6zelli\u011fimizden ileri gelmektedir. Bir ressam\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131, bize, bir ayakkab\u0131c\u0131n\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan daha cazip gelecektir. Bir bina i\u00e7erisinde, kap\u0131 ve pencerelerin do\u011frama ve ge\u00e7melerinden ziyade, \u00f6teye beriye konmu\u015f heykelcikler dikkatimizi \u00e7eker. \u015eehrin herhangi bir yerinde y\u00fckselen bir bina bizi pek ilgilendirmeyebilir, ama S\u00fcleymaniye&#8217;nin \u00f6n\u00fcnden ge\u00e7erken ona bir kez daha bakmadan edemeyiz. Sanat eserine, bu ismi verdiren de i\u015fte bu farkl\u0131l\u0131kt\u0131r. Orijinal olmas\u0131d\u0131r. Benzerinin olmamas\u0131d\u0131r. B\u00f6ylece sanat eserine \u2018g\u00fczeldir\u2019 imaj\u0131n\u0131 koyuveririz. Belki de bu \u2018g\u00fczeldir\u2019, genelle\u015fmi\u015f bir terim olarak bizde yayg\u0131nla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Sanat eserinin mutlaka \u00e7ok daha \u00f6nemli \u00f6zellikleri vard\u0131r. Bu \u00f6zellikleri, \u2018g\u00fczel\u2019 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcyle simgele\u015ftirmek bir anlay\u0131\u015f olabilir.<\/strong><\/p>\n<p><strong>Sanat eseri mutlaka bizim anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z g\u00fczellikte mi olmal\u0131d\u0131r? Veya mutlaka g\u00fczel olmak zorunda m\u0131d\u0131r? \u00c7irkin de sanat eseri olur mu? Bu sorulara cevap aramaya koyulmadan, \u2018g\u00fczellik\u2019 duygusunun \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc belirlemek gerekir. Daha \u00f6nce belirtti\u011fimiz gibi, g\u00fczellik duygusu ki\u015fiden ki\u015fiye de\u011fi\u015fti\u011fine g\u00f6re, herhangi bir sanat eserine bir ki\u015finin g\u00fczel dedi\u011fi halde, di\u011feri \u00e7irkin de diyebilmektedir. Veya, en az\u0131ndan \u00e7ekimser kalabilmektedir B\u00f6ylece o sanat eserinin g\u00fczel olup olmad\u0131\u011f\u0131 ortada kalm\u0131\u015ft\u0131r. Kald\u0131 ki kesin g\u00fczellik \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc de belirlenememi\u015ftir. Bu, g\u00fczelli\u011fin sosyolojik ve psikolojik ara\u015ft\u0131rmas\u0131n\u0131 gerektirir. B\u00f6ylece sanat eserinin g\u00fczel olup olmamas\u0131 veya, g\u00fczelli\u011finin \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc, tart\u0131\u015fmaya elveri\u015fli bir duruma gelmi\u015ftir. Sanat d\u00fcnyas\u0131nca kabul edilmi\u015f ve tan\u0131nm\u0131\u015f bir\u00e7ok sanat eserinin de t\u00fcm insanlar taraf\u0131ndan g\u00fczelli\u011fi onaylanmam\u0131\u015ft\u0131r. XX. Y\u00fczy\u0131l Modern Sanatlar\u0131\u2019n\u0131n da g\u00fczellik prensipleri t\u00fcm insanlarca kesin olarak anla\u015f\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. Ama, biz Picasso&#8217;nun veya Matisse\u2019in tamamen soyut ve k\u00fcbik anlamda yapt\u0131\u011f\u0131 resimlerle, Henry \u041c\u043e\u043e\u0433\u0435\u2019un ayn\u0131 anlay\u0131\u015fla yapt\u0131\u011f\u0131 Uzanm\u0131\u015f Fig\u00fcr\u00fc\u2019ne sanat eseri demekten \u00e7ekinmiyoruz. Yine me\u015fhur T\u00fcrk hattatlar\u0131ndan Mustafa Rak\u0131m\u2019\u0131n yazd\u0131\u011f\u0131 bir celi kompozisyonuna da, sanat eseri diyoruz. Halbuki bu sanat eserlerinin &#8216;g\u00fczel\u2019 olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek belki gereksiz olacakt\u0131r. Zira onu seyredenler, onda, insana haz verecek kesin bi\u00e7imleri bulamayacaklard\u0131r. Ama, bu eserlerde, onlar\u0131n orijinalliklerini ba\u015fka y\u00f6nlerde aramak gerekecektir.<\/strong><\/p>\n<p><strong>\u201cBir Yunan Afrodit\u2019i, bir Bizans madonnas\u0131, Yeni Gine veya Fildi\u015fi sahilinden vah\u015f\u00ee bir idol; b\u00fct\u00fcn bunlar bu klasik g\u00fczellik anlam\u0131na girmez. Hatta kelimelere kesin bir anlam vermek gerekirse idollerin g\u00fczel olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 veya \u00e7irkin oldu\u011funu itiraf etmek zorunda kal\u0131r\u0131z. Fakat g\u00fczel veya \u00e7irkin b\u00fct\u00fcn bu sayd\u0131klar\u0131m\u0131za sanat eseri demeye hakk\u0131m\u0131z vard\u0131r\u201d diyor bir \u0130ngiliz sanat tarih\u00e7isi.<\/strong><\/p>\n<p><strong>Klasik g\u00fczellik duygusunun \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 \u00fclke olan Eski Yunanistan\u2019da insan g\u00fczelliklerinin en ideal bi\u00e7imi mermerlere oyuluyordu. Melos Afrodit\u2019i veya Belvedere Apollon\u2019u insan g\u00fczelli\u011finin en ideal bi\u00e7imini sergilemektedirler. Ancak, bu klasik g\u00fczellik \u00fclkesine pek de uzak olmayan M\u0131s\u0131r Sanat\u0131, heykellerini hi\u00e7 de insan g\u00fczelliklerini bu derece bi\u00e7imlendirmemi\u015flerdi. Onlarda ba\u015fka bir ifade vard\u0131. Yunan heykelleri ger\u00e7ekten g\u00fczel idiler, ama hi\u00e7 bir zaman M\u0131s\u0131r heykelcili\u011finin ifadeci \u00f6zelli\u011fine ula\u015famam\u0131\u015flard\u0131. R\u00f6nesans&#8217;\u0131n \u00fcnl\u00fc heykeltra\u015f\u0131 Michelangelo, \u00fcnl\u00fc Musa Heykeli\u2019ni yontarken; Do\u011fu\u2019da T\u00fcrkler, bug\u00fcn\u00fcn modern sanat anlay\u0131\u015f\u0131nda m\u00fckemmel eserler ortaya koyuyorlard\u0131. Mimar Sinan, daha o zamanlarda g\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fcn modern \u015fehircilik plan\u0131n\u0131 uygulamaktayd\u0131.<\/strong><\/p>\n<p><strong>\u201cMutlak\u2019\u0131 bilmiyoruz; v\u00fccudu, oldu\u011fu gibi idrak edemeyiz. Mutlak bir g\u00fczelli\u011fin mevcut oldu\u011funu ve san\u2019at\u0131n, bize o derin realiteyi if\u015fa etti\u011fini iddiaya nas\u0131l cesaret edebiliriz?\u201d<\/strong><\/p>\n<p><strong>Bunlardan sonra sanat eserinin g\u00fczellikle do\u011frudan bir ba\u011f\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f oluyor. Her g\u00fczellik sanat de\u011fildir, her sanat eseri de mutlak bir g\u00fczelli\u011fe sahip de\u011fildir. Bizim g\u00fczel olarak ifade etti\u011fimiz, ger\u00e7ekte, ondaki di\u011fer \u00f6zelliklerin basitle\u015ftirilmi\u015f ifadesidir.<\/strong><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>SANAT VE G\u00dcZELL\u0130K SAVA\u015e \u00c7EV\u0130K P\u0131nar Dergisi, 1977, Say\u0131: 63,\u00a0 s.34-38 \u2018Sanat\u2019 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc bizde, hayranl\u0131k ve ilgi \u00e7ekici duygular\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na sebep oluyor. Duygular\u0131m\u0131z az da olsa romantikle\u015fiyor, hayalimiz geni\u015fleyerek, bu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc geni\u015f anlam\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcnmeye koyuluyoruz. \u00c7o\u011fu kez de \u2018sanat\u2019 ile birlikte bir de \u2018g\u00fczellik\u2019 akl\u0131m\u0131za geliyor; ikisini beraber d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyoruz. Belki de \u2018sanat\u2019 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcndeki bizi &#8230;<\/p>\n","protected":false},"author":3,"featured_media":22,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[9],"tags":[],"class_list":["post-594","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-tezhib-sanati"],"_links":{"self":[{"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=\/wp\/v2\/posts\/594","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=\/wp\/v2\/users\/3"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=%2Fwp%2Fv2%2Fcomments&post=594"}],"version-history":[{"count":6,"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=\/wp\/v2\/posts\/594\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":600,"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=\/wp\/v2\/posts\/594\/revisions\/600"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=\/wp\/v2\/media\/22"}],"wp:attachment":[{"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=%2Fwp%2Fv2%2Fmedia&parent=594"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=%2Fwp%2Fv2%2Fcategories&post=594"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"http:\/\/tezhib.tasavvuf.name\/index.php?rest_route=%2Fwp%2Fv2%2Ftags&post=594"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}